Tüketici Hukukunda Muarazanın Giderilmesi

Tüketici gerek dava açarken (HMK m. 119/1-d) gerekse tüketici hakem heyetlerine başvururken (Yön. m. 22) talep sonucunun değerini göstermek zorundadır. Ancak iddia konusu alacak değerinin dava veya başvuru sırasında belirlenmesi mümkün değilse yahut alacaklıdan bunu belirlemesinin beklenemeyeceği bir hâl söz konusu ise dava/başvuru belirlenebilen asgari bir miktar üzerinden yapılacaktır. Tüketicinin belirleyebildiği ve bu suretle dilekçesinde gösterdiği asgari miktar TKHK’nın 68., ilgili Yönetmeliğin 6. maddesinde düzenlenen parasal sınır dâhilindeyse başvurunun kanunun amacına uygun şekilde öncelikle tüketici hakem heyetleri nezdinde yapılması gerekir. Aksi yönde bir kabul, kanun koyucunun belli parasal sınırlar için zorunlu çözüm yeri olarak öngördüğü tüketici hakem heyetlerini işlevsiz hâle getirerek, belirsiz alacak davası olarak açıldığı belirtilen her ihtilâfın mahkemeler önüne getirilmesine ve bu suretle kanun koyucunun amacına aykırı şekilde mahkemelerin iş yükünün artmasına, uyuşmazlıkların daha geç çözümlenmesine yol açacaktır. Nitekim bu husus Kanun’un 72. ve 84. maddelerine dayanılarak tüketici hakem heyetlerinin usul ve esaslarına ilişkin yönetmeliğin hazırlanması sırasında da dikkate alınmış ve 22. maddede açıkça düzenlenmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2020 tarihli, 2017/13-551 E., 2020/239 K.; 09.03.2021 tarihli ve 2017/(13)3-614 E., 2021/232 K. sayılı kararlarında da aynı hususlara değinilmiştir. Gelinen aşamada tüm bu açıklamalar ışığında; davanın türünün belirlenmesi önem arz etmekte olup; eldeki davanın belirsiz alacak davası olup olmadığı noktasının aydınlatılması gerekmektedir.Somut olayda dava, abonelik sözleşmesinde kayıp kaçak bedeline ilişkin maddelerin haksız şart olduğunun tespiti ile iptali, haksız tahsil edilen bedelin iadesi istemiyle açılmış olmakla birlikte, verilecek hüküm bir faturaya mahsus olmayacağı gibi ileriye dönük art etkisi doğuracağından, yine kayıp-kaçak vs. bedellerinin alınması sebebiyle eldeki dosyada tek bir abone uyuşmazlığı yargıya taşınmış olmasına karşın, ortada tüm aboneleri ilgilendiren toplu bir uyuşmazlığın bulunması nedeniyle, muarazanın men’i (çekişmenin giderilmesi) mahiyetindedir.

Nitekim Özel Daire de, bozma gerekçesinde, görülmekte olan davayı bir muarazanın men’i (çekişmenin giderilmesi) davası olarak nitelendirmiştir. O hâlde, eldeki davanın belirsiz alacak davası değil, çekişmenin giderilmesi davası mahiyeti taşıdığı hususu her türlü tartışmadan uzaktır.

Muarazanın men’i davaları, usul hukuku anlamında tespit değil, eda davası niteliğindedir. Zira, bu tür davalarda, hem bir muarazanın (çekişmenin) varlığının tespiti ve hem de onun men’i talep edilir.

Bu durumda, taraflar arasındaki abonelik sözleşmesi feshedilmemiş olmakla mevcudiyetini koruduğundan ve davalı tarafından yaratıldığı iddia edilen muarazanın men’i, sözleşmede yer alan haksız şartların tespiti ile ileriye yönelik iptali istemi bulunduğundan, artık davanın müddeabihinin tüketici hakem heyetinin sınırı dâhilinde kaldığından bahsedilemeyecek olup; davanın tüketici mahkemesinde görülmesi gerekmektedir (Hukuk Genel Kurulu-K.2021/711).