Ayıplı Ürün Nedeniyle Manevi Tazminat
Mahkemece, davalının savunmasına itibar edilerek meyve suyunun sağlık kurallarına aykırı olarak üretildiği ve bunda davalı şirketin kusurlu olduğu ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, ayıplı ürün sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Tüm dosya kapsamı ve tarafların ibraz ettiği belgeler, ses ve fotoğraf kayıtlarına göre; Davacı, meyve suyunu içtiği aynı gün şikâyetini davalı firmaya e-posta yoluyla iletmiş, bir gün sonra telefon açmıştır. Davalı firma yetkilisi de meyve suyundan numune almıştır. Ne var ki numune sonucu davacıya bildirilmemiştir. Davacı, 18.12.2013 tarihinde davacı firmadan geri dönüş istemiş, davalı firma 24.12.2013 tarihinde küflenme sebebiyle sorunun meydana gelebileceğini ifade etmiştir. Davacı, bunun üzerine dava yolunu tercih ederek mahkemeye içinde bir miktar meyve suyu ve iğrenç görünümlü olduğunu iddia ettiği maddeyi içeren kutuyu 20.05.2014 tarihinde delil olarak teslim etmiştir. Mahkemece 21.5.2014 tarihinde rapor alınmak üzere meyve suyu kutusu İl Sağlık Müdürlüğüne gönderilmiştir. Ancak resmi yazı ekindeki numune ambalajının hasar görerek patlaması ve özelliğini kaybederek bozulması sebebiyle inceleme yapılamamıştır. Keyfiyet yetkililerce tutanak altına alınmıştır. Bilindiği üzere, 22.6.1966 tarihli 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, manevi tazminat tutarını etkileyen özel hal ve şartlar belirtilmiş olup, hâkim manevi tazminat miktarını belirlerken Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalmalı, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesini, olayın vehametini, davalıların kusurunu, istek sahibinin toplumdaki yerini, kişiliğini, hassasiyet derecesini gözetmelidir. Takdir edilecek manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalı, ne var ki mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanması amaç edinilmediğinden zenginleşme aracı da olmamalıdır.
Dava konusu olayın oluş biçimi ve gelişimi ile davacının fotoğraf ve görüntü ile bildirim, ihbar, şikâyet, numune talebi ve delil sunma şeklinde gerçekleşen ve davalı tarafça da inkâr edilmeyen hak arama çabasının hayatın olağan akışına uygun olduğu açıktır. Laboratuvar incelemesi yapılamaması da davacının kusuru dışındadır. Bunun haricinde davacıdan ayrıca meyve suyunu nereden aldığı, aldığı yerde veya davacının elinde, meyve suyunun kutusunda yazılı koşullarda saklanıp saklanmadığı, belirlenen sürede tüketilip tüketilmediği hususlarının ispatı istenemez. Hal böyle olunca, Dava konusu olayın gelişimi ve yukarıda belirtilen ilkeler gözetilerek, mahkemece takdir edilecek makul bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir (YARGITAY K.2016/11964).
