Meslek Hastalığının Tespiti Davasında Araştırma

Davacı Kurum, 1980 – 1986 yılları arasında marangozhanede, 1989 – 2003 yılları arasında davalı şirkete ait dokuma fabrikasında “hallaç” ve “penya” tabir edilen iplik imal işleri yaparken yakalandığı iddia edilen meslek hastalığı (Mesleki Bronşiyal Astım) sonucu %10,3 oranında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalı işçi H. T.’a bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının 506 Sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca, davalı işverenden rücuan tahsiline karar verilmesini istemiş. Mahkemece, “… davacının yakalanmış olduğu astım rahatsızlığının davalının işyerinde çalışmasından dolayı olduğuna dair illiyet bağı kurulamaması ve işverenin herhangi bir kusurunun olmadığının tespit…” edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Gerek 506 Sayılı Kanunun 18 ve gerekse 5510 Sayılı Kanunun 14. maddeleri uyarınca; işverenlerin meslek hastalığından sorumlu tutulabilmesi için, sigortalının bu işverenlerin hizmetinde çalışırken meslek hastalığına tutulduğunun ve meslekte kazanma güç kaybının bu hastalıktan kaynaklandığının tespiti, eski işinden fiilen ayrılma zamanı ile hastalığın meydana çıkması arasında, hastalık için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü’nde belirlenen süreçten (yükümlülük süresinden) daha uzun bir zamanın geçmemiş olması şarttır. Ancak meslek hastalığının klinik ve laboratuar bulgularıyla kesinleştiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin, işyeri incelemesi ile kanıtlandığı hallerde, yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık. Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun onayı ile meslek hastalığı sayılabilir. Burada önemli olan hastalığı belirleyen rapor tarihi değil, tıbbi verilere göre hastalığın ortaya çıktığı tarihtir.

Davaya konu somut olayda, işyerindeki çalışma koşulları, meslek hastalığı için öngörülen yükümlülük süresi ve buna dair yapılan Kurum işlemleri araştırılmadığı gibi. Mahkemece hükme esas alınan kusur raporunu düzenleyen inşaat ve makine mühendisi bilirkişilerin sigortalıda oluşan meslek hastalığında uzmanlığından da söz edilemez. Bu nedenle, hastalık için öngörülen yükümlülük süresi ve yükümlülük süresi yönünden Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu karar ve onayı ile meslek hastalığının tespiti yönünden davalı Kurum tarafından yapılan işlemlere dair bilgi ve belgeler getirtilmeli, sigortalının yapıldığı iddia edilen periyodik muayenelerine dair belgeler ile çekilen grafikleri getirtilmeli, gerekirse çalışma yerlerinde keşif yapılarak işyerindeki çalışma koşulları belirlenmeli, sigortalının yaptığı işin özellikleri, yakalandığı meslek hastalığına yol açan etkenler ve buna göre meslek hastalığı ile davalı şirkete ait işyerindeki çalışma koşulları yönünden hastalığın oluşması ve ilerlemesi bakımından illiyet bağı olup olmadığı, uygun sebep sonuç ilişkisinin tespiti halinde işverenin kusur payı, aralarında sigortalıda oluşan meslek hastalığı konusunda uzman doktor bilirkişinin de bulunacağı ehil bilirkişi marifetiyle saptanmalıdır. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi – Karar : 2011/2781).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir